MY SWEET HOME CHICAGO

9 Dec

Üniversite bitince haliyle eş, dost, yakın çevre ve bilimum akraba “Eee ne oldun şimdi sen? Nerde çalışacaksın?” sorularıyla karşıma çıkmışlardı ki ağızlarına daha fazla laf vermeden ilk hamlemi yapıp “Askere gideceğim şu an iş aramıyorum.” senteziyle (gerçek ve bahane) karşımdakileri savurdum. Öğrenciliğimi laik şehrimiz İzmir’de tamamlar tamamlamaz cidden ilk iş olarak askere gittim, çünkü bendeniz özel sektörde çalışmak istiyordum devletmiş, KPSSymiş bana göre değildi. Bu yüzden iş ararken erkek adayların baş belası askerliği deyim yerindeyse aradan çıkartıp geldim. Az biraz ortalarda dolanıp “Askerden yeni geldim şu an iş aramıyorum.” kontenjanımı da kullandıktan sonra İstanbul’da çalışmaya başladım. Bulduğum işin bana göre olmadığını anlamam 2 günümü almadı. O kadar çok çalışıyordum ki aynı şehirdeki arkadaşlarımı göremez olmuş, kardeşimle bir pazar brunchı tertipleyemez hale gelmiştim. Etkinliksiz günü haftası geçmeyen şehirde millet konserlere, açılışlara, sergilere katılırken; baklava tezgahına burnunu dayamış ağzının sularını akıtan çocuk temalı surat ifadem adeta bir botoksmuşcasına yüzüme yapışmış, milletin sosyal hayatına imrenir olmuştum. Neyse ki bu yüz ifadem ve memnuniyetsizliğim çok sürmedi. Başka bir yerden iş teklifi almamla o günün akşamına ve hafta sonuna plan yapmam saniyelerimi aldı. Artık ağır mesailerde çalışmayacak gezip tozmam engellenemeyecekti ve ilk etkinlik olarak kendimi Efes Pilsen Blues Fest 23‘e attım.

blues 620x380

Assolist olarak ben ve arkadaşlarım festivale biraz geç gittik. İçerisi hıncahınç doluydu. Tabi hem ortamın verdiği bir haleti ruhiye hem de susamış olmamızdan olacak ki hemen birer bira kapalım ve blues coşkusunu o şekilde tadalım istedik. İstemez olaydık! Öncelikle fiş almamız gerekiyordu ve onca insan için çok az fiş kesen stand kurmuşlardı. Neredeyse 45dk kuyrukta bekleyip susuzluktan kurumaya yüz tutmuş bizler son bir akıl kırıntısı göstererek “Bu kuyruğa bir daha girilmez ağalar almışken 6-7 tanelik bira fişi kestirelim.” dedik. Organizasyonun en akıl almaz yanı şimdi geliyor… Tahmin ettiğiniz gibi öyle bir dünya yoktu ve o an için içebileceğin kadar bira alabiliyordun; hatta biraları illa fişi kestirdiğin standdan alacaktın. Blues dinlemek için Lütfi Kırdar’a gireli 1 saat olmuştu biz anca elde biralarımızla konser salonuna giriyorduk. Ne türünden olursa olsun müzik festivallerinden %100 memnun dönenini şu ana kadar görmedim. Olay hep müziktir, geri kalanı teferruat. O yüzden gelen kişi bazı aksaklıkları görmezden gelmeye razıdır. (Aklıma bu tür durumlarda hep Rock’n Coke tuvaletleri gelir.) Bizse blues tınılarını duyar duymaz gevşemiş çoktan ritim tutmaya başlamıştık bile. Gecenin sonunda çıkan, bizim gibi assolist, Grammy’li Billy Branch Barış Abi’den Lambaya Püf De‘yi söyleyerek hem bizleri şaşırttı hem de bira krizi için gönlümüzü almış oldu. Ben en çok Zora Young ablamızla tanıştığıma sevindim. Konser boyunca zülüflerinden akan sarı buklesi ve o devasal göğüsleriyle salınarak şarkı söylemesi gayet sempatikti. Konser sonunda Türk dinleyicilerinin “one more time” ve “again”lerine dayanamayan ustaların Şebo taktiğini uygulayarak sahneye tekrar çıkmalarıysa cabasıydı. MG

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: